Keşfet

Ayasofya

Doğu Roma İmparatoru 1. Justinian için 6. Yüzyılda yapılmış Roma mimarisinin başyapıtlarından olan Ayasofya, tarihi yarımadayı 30 metre çaplı kubbesiyle ihtişamlı bir şekilde seyretmekte ve 1000 yılı aşkın süredir dünyanın en büyük kapalı alanını içinde bulundurmaktadır. 15. Yüzyıl’da Osmanlılar’ın İstanbul’u fethetmesiyle Ayasofya, 1935 yılında müzeye dönüştürülene dek cami olarak hizmet vermiştir. 2020 yılında tekrar camiye dönüştürülmüştür. İstanbul’un tarihi çeşitliliğinin gözlemlenmesi için en uygun adres olan Ayasofya aynı zamanda Osmanlı ve Bizans imparatorluklarının kendine hayran bırakan mimari ve sanatsal birikimlerine birinci elden şahitlik etmek isteyen dünyanın her yerinden ziyaretçilere ev sahipliği yapmaktadır.

Topkapı Sarayı

4 asır boyunca Osmanlı ailesinin fertlerine ev sahipliği yapan bu yapı, ihtişamlı dekorasyon stiliyle tarih ve sanatseverlerin büyük ilgisini çekiyor. Topkapı Sarayı, birbirinden etkileyici dört avludan oluşuyor; Alay Meydanı, Divan Meydanı ve Enderun Avlusu’nda huzurla bahçe ve meydanlarda gezebilir, sergilerde dönem silahlarını ve hem Osmanlı hem Bizans İmparatorluğu’na ait kilim ve porselen gibi el işçiliği eserleri inceleyebilirsiniz. Eğer isterseniz, dördüncü avluda göz alıcı manzaralarla İstanbul’u seyredebilirsiniz.

Aya İrini

Topkapı Sarayı’nı dolaşırken kaçırmamanız gereken yerlerden biri de Aya İrini. Sarayın dış avlusunda yer alan yapı, Osmanlı’nın fethinden sonra cami olarak kullanılmamış sayılı kiliselerden biri. Yeniçeriler için bir cephanelik görevi gören Aya İrini, bugünlerde müze olarak hizmet vermek dışında aynı zamanda pek çok konsere de ev sahipliği yapıyor. Aslında yalnızca özel etkinlik ve davetlere ev sahipliği yapan Aya İrini, 2014 yılından beri Salı günleri hariç her gün ziyaret edilebiliyor.

Sultanahmet Camii

Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biri, Sultanahmet Camii, Ayasofya’nın yanında yer alıyor ve altı minaresiyle gökyüzüne doğru uzanıyor. Caminin geniş avlusunda Osmanlı mimarisi ve tarihinin görkemine tanıklık edebilirsiniz. Mimar Sinan’ın bu kusursuz eseri, Osmanlı ihtişamını görmek isteyenler için kaçırılmaması gereken bir ziyaret noktası ve ziyaretinizde Sultanahmet’e Mavi Cami de denmesine sebep olan el boyaması mavi İznik çinisi kaplamaları ve açık mavi kubbelerine de göz atmayı unutmayın. Hala ibadethane görevi gören Sultanahmet Cami, namaz saatleri dışında ücretsiz olarak ziyarete açık.

Yerebatan Sarnıcı

İstanbul, yeraltında yüzlerce sarnıç saklayan bir şehir. Bu sarnıçlar çoğunlukla Bizans döneminde savaş ve kuşatma dönemlerine şehre su sağlamak için yapıldı. Yerebatan Sarnıcı ise bu sarnıçların en büyüğü olması ve taşıdığı sanatsal değer sayesinde de en ünlüsü. 532 yılında Justinian tarafından yaptırılan sarnıç, Bizans ve Antik Yunan mimarisinden dokunuşlarla yapılmış sütun ve Medusa heykelleri arasında benzersiz bir atmosferin tadını çıkarmak için mükemmel bir fırsat.

Hipodrom Meydanı

Sultanahmet Meydanı, Hipodrom Meydanı veya At Meydanı; Konstantinopolis’in yani Bizans’ın başkentinin kültürel ve sosyal merkezi sayılırdı ve halk burada spor etkinlikleri ve kutlamalar için imparatorla bir araya gelirdi. Hipodrom binası günümüzde yerinde olmasa da Dikilitaş, Yılanlı Sütun, Örme Dikilitaş, Alman Çeşmesi gibi burada toplanmış heykeller iyi korunmuş halleriyle meydanda ziyaretçilerini bekliyor.

Arkeoloji Müzeleri

Türkiye’nin ilk müzesi olan bu yapı, Topkapı Sarayı yakınında yer alan üç adet ayrı müzeden oluşur. İnsanlık tarihi hakkında müthiş bir kaynak olan bu müzelerde farklı çağlar, bölgeler ve uygarlıklara ait bir milyondan fazla parça sergilenmekte. Ana binada yer alan Arkeoloji Müzesi’nde Aya İrini Kilisesi’nden getirilmiş parçaları görebilir, Osmanlı mimarisinin en eski örneklerinden biri olan Çinili Köşk’te Türk çini ve seramiklerine göz atabilirsiniz. Eski Şark Eserleri Müzesi’nde ise Anadolu ve Mezopotamya’nın Yunan öncesi, Mısır ve Arap Yarımadası’nın İslam öncesi çağlarına ait eserleriyle tarihe şahitlik edebilirsiniz.

Büyük Saray Mozaikleri Müzesi

Sultanahmet Camii’nin yakınlarında yer alan bu müzede yapım tarihleri Bizans imparatorları Justinian ve Heraclius dönemlerine, yani 6 ve 7. yüzyıllara kadar uzanan mozaikleri görebilirsiniz. Bu mozaikler adeta ziyaretçileri için Bizans İmparatorluğu’nun günlük hayatı ve zengin kültürel birikimine açılmış bir pencere görevi görüyor. Müzede, aynı zamanda müzenin de üzerine yapılmış olduğu peristil bir avlunun tabanını kaplayan mozaiklerin toplanmış parçaları sergilenmektedir.

Türk İslam Eserleri Müzesi

Eğer Osmanlı ve İslam sanatına az da olsa ilginiz varsa, bu müze sizin için biçilmiş kaftan. Dünyanın en büyük İslam sanatları koleksiyonuyla karşılaşacağınız müze, aynı zamanda ilk Türk-İslam sanatı müzesi olma özelliği de taşıyor. Birçok farklı çağa ve Emeviler, Eyyubiler, Artuklular, Memlükler, Selçuklular ve Osmanlılar gibi pek çok farklı topluluğa ait eserlerin sergilendiği müze, Sultanahmet meydanında yer alıyor.

Milyon Taşı

Milyon taşı, şehre ulaşan tüm yolların başlangıç noktası ve dünyadaki tüm şehirlerin bu şehre olan uzaklığının hesaplanmasında kullanılan sıfır noktası olarak yapılmış dört ayaklı kubbeli yapının kazılarda bulunmuş bir parçasıdır. 16. Yüzyıl civarlarında Milyon yapısının yıkılmasından sonra 1967 ve 1968 yıllarındaki kazılarda bulunan Milyon Taşı, Yerebatan Sarnıcı’nın girişine yakın bir noktaya anıt olarak dikilmiştir.

Gülhane Parkı

Topkapı Sarayı’nın topraklarındaki park, Arkeoloji Müzesinin tam yanında yer alıyor. İstanbul’un en eski ve en geniş parklarından olan Gülhane Parkı; renkli çiçeklerin, asırlık ağaçların ve kuş seslerinin arasında bir yürüyüş ile tarihi yarımada turunuzun ihtişamına yakışır bir mola sunuyor. İster parktaki kafelerin keyfini çıkarabilir, isterseniz de kendine hayran bırakan tarihi atmosferi içinize çekerek parkta dolaşabilirsiniz.

St. Antione Kilisesi

İstiklal Caddesi’ni gezerken kaçırmamanız gereken yerlerden biri St. Antuan Kilisesi. İstanbul’u keşfederken İtalyan neo-gotik mimarisinin göz alıcı örneklerinden olan bu kiliseyi sakın ama sakın atlamayın. Yapım tarihi 1900’lerin başına kadar uzanan kilise, ziyaretçilerine Osmanlı’nın dini çeşitliliğine göz atma imkanı sunuyor.

Soğukçeşme Sokak

Birbirinden güzel evler, trafiğe kapalı bir yol, göz alıcı çiçekler, arnavut kaldırımlar ve masal gibi bir atmosfer. Bunların hepsi, Ayasofya’nın hemen arkasındaki Soğukçeşme Sokak’ta sizi bekliyor. Kendinizi adeta bir Osmanlı sokağı tablosunun içinde gibi hissedeceğiniz bu sokak, İstanbul seyahatinizde kesinlikle görmeniz gereken yerlerden.

Tarihi Galatasaray Hamamı

İstiklal caddesi ziyaretinizde kaçırmamanız gereken yerlerden biri de Tarihi Galatasaray Hamamı. İstanbul seyahatinizde kesinlikle denemeniz gereken şeylerden biri olan hamam ve Türk banyosu, sizi tekrar kraliyet ailesinin bir üyesi gibi hissetmeye davet ediyor. Bu yüzden masalsı İstanbul seyahatinizin bir parçası olarak Tarihi Galatasaray Hamamı’na göz atmayı ve sultanlara layık bir hamam deneyimi yaşamayı unutmayın!

Kapalı Çarşı

Eski İstanbul’un ticaret merkezi kabul edilen Kapalı Çarşı size heyecanlı satıcıları, tarihi bir şehrin benzersiz telaşı, karakteristik baharat ve meyve kokuları ve masalsı atmosferi ile imparatorluk zamanlarından bir marketi anımsatacak. Çarşı ve çarşının benzersiz atmosferi, İstanbul seyahatinizi tamamlamak için deneyimlemeniz gerekenlerin başında yer alıyor. Dünyanın en eski ve en büyük kapalı pazar yerlerinden biri olan Kapalı Çarşı, ziyaretçilerine yaklaşık 4000 dükkan ve 61 sokağıyla mücevherat, halı, kilim, antikalar veya tekstil ürünleri gibi yerel ürün ve eserlerden oluşan bir seçki sunuyor.

Dolmabahçe Sarayı

Osmanlı İmparatorluğu’nun benzersiz ihtişamını arıyorsanız, Dolmabahçe sizin için en doğru adres. 19. Yüzyılda yaklaşık 35 ton altına yaptırılan saray, Osmanlı’nın son yıllarında yönetim merkezi olarak hizmet verdi. Şimdi ise restore edilmiş haliyle Osmanlı şıklığını en iyi yansıtan yerlerden biri. Bir zamanlar sultanların yürüdüğü koridorlarda yürüyecek, Osmanlı ailesinin uyandığında karşılaştığı manzarayla baş başa kalacaksınız. Üstün Osmanlı mimarisinin Avrupa’nın zarif kraliyet saraylarıyla buluştuğu Dolmabahçe, ziyaretçilerini kraliyet ailesinin birer üyesi gibi hissettirmek için bekliyor.

Tünel

Avrupa’nın en eski ikinci metro hattı olan Tünel’de tarihe tanıklık edebilir, hatta hattı kullanarak tarihi kendiniz deneyimleyebilirsiniz veya Tünel’i çevreleyen bölgeyi gezip Osmanlı’nın en şık sokaklarında dolaşabilirsiniz.

Otelimiz

Odalar

Rezervasyon

Email

Arayın